Haber Detayı
13 Temmuz 2019 - Cumartesi 03:29 Bu haber 107 kez okundu
 
Fecr-i Sadık Ve Fecr-i Kazib'den Kasıt Nedir?
 
 
Râmazan İklimi Haberi



-Fecr-i sadık (doğru/ikinci fecir) ve fecr-i kazib’ten (yalancı/birinci fecir) kasıt nedir?
-Gerçekte fecr-i kazib denen bir şey var mıdır?


Fecr-i sadık (gerçek/ikinci fecir) ve fecr-i kazib (yalancı/birinci fecir) iki fıkhi ve astronomik terim olup gece ve gündüzün özel vakitleridir. Fecr-i kazib doğuda görülen beyazlıkla meydana gelir. Bu zamanda namaz kılınamaz. Fecr-i sadık’ın zamanı, o beyazlığın doğu tarafından yayılmasıdır. Bu zaman, sabah namazının faziletinin başlangıç vaktidir.

Kısacası iki şafağın arasında birkaç fark vardır:

1- Fecr-i kazib ufuktan ayrıdır, oysa fecr-i sadık ufuka bitişiktir.

2- Fecr-i kazib dikeydir, fecr-i sadık ise yataydır.

3- Fecr-i kazib ilk doğduğunda parlaktır, ama zamanla kaybolur, fecr-i sadık az bir ışıkla doğar ve zamanın geçmesiyle ışığı artar.

Fecr-i sadık (gerçek/ikinci fecir) sabah namazının eda edilmesi için ilk ve en faziletli vakittir. Fecr-i kazib (yalancı/birinci fecir) ise gecenin sonunda ilk defa (doğu tarafında) ufukta beyazlığın belirdiği andır. Bu beyazlık kurt kulağı (pramit) şeklindedir. Bu zaman gecenin sonudur, ama henüz sabah namazının vakti girmemiştir (sabah olmamıştır). Bu yüzden ona fecr-i kazib (yalancı şafak) denmektedir. Daha sonra bir beyazlık doğar ve gittikçe çoğalır ve doğu tarafında yayılır. Bu zamanda sabah namazı kılınabilir, zira sabah olmuştur artık. Bu yüzden bu beyazlığa fecr-i sadık (doğru şafak) denir.(1)

İki fecirin arasında birkaç fark vardır:

1- Fecr-i kazib ufuktan ayrıdır, oysa fecr-i sadık ufuka bitişiktir.

2- Fecr-i kazib dikeydir, fecr-i sadık ise yataydır.

3- Fecr-i kazib ilk doğduğunda parlaktır, ama zamanla kaybolur, fecr-i sadık az bir ışıkla doğar ve zamanın geçmesiyle ışığı artar.(2)

Ta fecrin beyaz ipliği (hattı/çizgisi) siyah iplikden (hattı/çizgisi) size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. (Bakara-187)

[1] - Urvet-ul Vuska, c.1, s.388, soru: 7, İntaşarat-ı Dar-ut Tefsir; Tahrir-ul Vesile, c.1, s.12, İntişarat-ı Müessese-i Tanzim ve Neşr-i Asar-ı İmam Humeyni (r.a)
[2] - Nihayet-ut Takrir, c.1, s.152.

Ahmet Tombak

Kaynak: Editör:
 
 
 
Etiketler: Fecr-i, Sadık, Ve, Fecr-i, Kazib'den, Kasıt, Nedir?,
Haber Videosu
Yorumlar
Diğer Haberler
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 27
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 26
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 25
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 24
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 23
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 22
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 21
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 20
Hayatı Ramazanlaştırmak 12
Hayatı Ramazanlaştırmak 11
Hayatı Ramazanlaştırmak 10
Adanmış Kelimeler 6
İmsak Ve Sahur Vakitleri
Hayatı Ramazanlaştırmak 9
Hayatı Ramazanlaştırmak 8
Hayatı Ramazanlaştırmak 7
Hayatı Ramazanlaştırmak 6
Hayatı Ramazanlaştırmak 5
Hayatı Ramazanlaştırmak 4
Hayatı Ramazanlaştırmak 3
Hayatı Ramazanlaştırmak 2
Hayatı Ramazanlaştırmak 1
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 19
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 18
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 17
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 16
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 15
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 14
Adanmış Kelimeler 5
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 13
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 12
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 11
Adanmış Kelimeler 4
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 10
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 9
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 8
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 7
Adanmış Kelimeler 3
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 6
Adanmış Kelimeler 2
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 5
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 4
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 3
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 2
Ramazan'ı Din - lenerek Değerlendirelim 1
Mübarek Ramazan
"Adanmış Kelimeler" 1
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
Nafile Yaşayanlar,Nafile İşlerle Yaşayıp Nafile Şekilde de Ölmeye Mahkumdurlar! İlim ögrenmek Farzdır!.İlmi aktarmak- amel etmek de Farzdır!! Aklı olan farzdan alacağı sevabın nafileden daha çok olduğunu hemen bilirde kärli is yapar!! İlim ögrenseydik "NAFILE BIR ÜMMET" olmazdık elbet... Bu nafile hallerden kurtulmadikca bu ümmetten ne köy olur ne kasaba!! Düsler ülkesine dair degil, İslam dünyasına dair ufkumuzu acmadıkca,, ne bizim nafile islerimiz biter,, ne de biz o dünyayı degistiren ümmet vasfına haiz olabiliriz... SONUÇ MU?!: “Görüp anlamadın mı ki Allah gökleri ve yeri, hikmetle ve ciddî bir maksat için yaratmıştır. Eğer dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir halk getirir. Allah'a göre bu, sözü edilecek bir şey değildir.” (İbrahim/19-20) “Eğer topyekün seferber olmazsanız, Allah sizi acı bir azaba uğratır ve sizin yerinize başka bir topluluk getirir" ( Tevbe/39) YANİ ALLAH BAŞKA BIR KAVİM GETİRİR OLUR BITER!! SORU ŞU!!: Nafile miyiz! Degil miyiz! Ufkumuz ne? Bu gemi kırk delikle nereye gider?..


HİKMET/HADİS
en-Nu'man İbnu Beşir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Resulullah (aleyhissalatü vesselam)'ın minberinin yanında idim. Bir adam: -"Ben Müslüman olduktan sonra başka bir amelde bulunmamış olmama kıymet vermem, ancak hacılara su dağıtmam hariç" dedi. Bir diğeri: -"Ben de Müslüman olduktan sonra başka bir iş yapmamış olmama ehemmiyet vermem, ancak Mescid-i Haram'ı imar edip bakımını yapmam hariç" dedi. Bir üçüncüsü de: -"Allah yolunda cihad, söylediklerinizden daha üstün bir ameldir" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh) onlara müdahale ederek konuşmalarını menetti ve: "Resulullah (aleyhissalatü vesselam)'ın minberinin yanında sesinizi yükseltmeyin, bugün cumadır. Namazı kılınca ben huzura girer, ihtilaf ettiğiniz hususu sorarım" dedi. Arkadan Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Hacca gelenlere su vermeyi, Mescid-i Haram'ı onarmayı Allah'a ve ahiret gününe inananla, Allah yolunda cihad edenle bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar, Allah zulmeden milleti doğru yola eriştirmez. İnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. işte kurtulanlar onlardır" (Tevbe, 19-20)." { Müslim, İmare 111, (1879). }


Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,