Haber Detayı
03 Mart 2019 - Pazar 01:47 Bu haber 253 kez okundu
 
Hristiyanlıkta Mesihlik Beklentileri Ve Paskalya
 
 
Yahudilik Ve Hrıstiyanlık Haberi


Hıristiyanlar İsa'nın ölümden dirildiği, Tanrı katına yükseldiği haberlerine dayanarak, onun Mesihlik görevini tamamlamadan ayrıldığını, tekrar geri dönerek Tanrısal Mesih devletini kuracağını düşünürler ve inanırlar.
 

İlk zamanlar dönüş günlük beklenirken, zamanla yerini haftalık bekleyişe ve pazar gününe bırakılmıştır. Aradan yüzyılların geçmesi üzerine artık bekleyiş, her yıl bilinmeyen bir Paskalya bayramına kalmıştır.
 

Büyük kiliseler beklenen paskalyanın tarihini Allah'a bırakırken, günümüz yeni dini akımları İsa'nın geleceği hakkında yakın zaman kehanetlerinde bulunurlar.  Verilen rakamlar gerçekleşmeyince bir gerekçe bularak gelişin yakın bir zamana ertelendiğini cemaatlarına duyururlar. 
 

Cemaatlarının “Tanrısal Devlet” heyecanını canlı tutmaya çalışırlar. Bu tasavvurlar müslümanları da etkilemiş, İsa'nın öldürülmediği, Tanrı katma yükseltildiği yolundaki Kur' an ifadesi, Hıristiyanlık paralelinde rivayet ve yorumlarla Hıristiyan tasavvurlarına yaklaştınImıştır.
 

Yorumlar Mehdi tasavvurlarıyla birleşerek Hz. İsa'nın ölmediği, göklerde yaşadığı, Ahir Zamanda Şam'daki Beyazminare'den dünyaya inerek, kurulacak Mehdi devletinde yer alacağı, icraatında Mehdiye yardımcı olacağı yönünde yorumlar gelişmiştir:
 

Ali İmran, 55 ve Maide, 117 ayetlerinde verilen “Ben seni öldüreceğim, bana yükselteceğim” ve “Sen beni vefat ettirince onları gözetleyen sen oldun” meallerindeki açıklamaları belirtilen “İsa'nın öldüğü, fakat öldürülmediği” şeklindeki ifadeler dikkate alınmamış, Hıristiyanlık etkili sentezci görüşler yaygınlık kazanmıştır.
 

( Hüseyin Atay, Kur'ana Göre Araştırmalar,I, Ankara 1993, s. 49.)
 

Gülsüm Erdemli
 

Kaynak: Editör:
 
 
 
Etiketler: Hristiyanlıkta, Mesihlik, Beklentileri, Ve, Paskalya,
Haber Videosu
Yorumlar
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
Nafile Yaşayanlar,Nafile İşlerle Yaşayıp Nafile Şekilde de Ölmeye Mahkumdurlar! İlim ögrenmek Farzdır!.İlmi aktarmak- amel etmek de Farzdır!! Aklı olan farzdan alacağı sevabın nafileden daha çok olduğunu hemen bilirde kärli is yapar!! İlim ögrenseydik "NAFILE BIR ÜMMET" olmazdık elbet... Bu nafile hallerden kurtulmadikca bu ümmetten ne köy olur ne kasaba!! Düsler ülkesine dair degil, İslam dünyasına dair ufkumuzu acmadıkca,, ne bizim nafile islerimiz biter,, ne de biz o dünyayı degistiren ümmet vasfına haiz olabiliriz... SONUÇ MU?!: “Görüp anlamadın mı ki Allah gökleri ve yeri, hikmetle ve ciddî bir maksat için yaratmıştır. Eğer dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir halk getirir. Allah'a göre bu, sözü edilecek bir şey değildir.” (İbrahim/19-20) “Eğer topyekün seferber olmazsanız, Allah sizi acı bir azaba uğratır ve sizin yerinize başka bir topluluk getirir" ( Tevbe/39) YANİ ALLAH BAŞKA BIR KAVİM GETİRİR OLUR BITER!! SORU ŞU!!: Nafile miyiz! Degil miyiz! Ufkumuz ne? Bu gemi kırk delikle nereye gider?..


HİKMET/HADİS
en-Nu'man İbnu Beşir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Resulullah (aleyhissalatü vesselam)'ın minberinin yanında idim. Bir adam: -"Ben Müslüman olduktan sonra başka bir amelde bulunmamış olmama kıymet vermem, ancak hacılara su dağıtmam hariç" dedi. Bir diğeri: -"Ben de Müslüman olduktan sonra başka bir iş yapmamış olmama ehemmiyet vermem, ancak Mescid-i Haram'ı imar edip bakımını yapmam hariç" dedi. Bir üçüncüsü de: -"Allah yolunda cihad, söylediklerinizden daha üstün bir ameldir" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh) onlara müdahale ederek konuşmalarını menetti ve: "Resulullah (aleyhissalatü vesselam)'ın minberinin yanında sesinizi yükseltmeyin, bugün cumadır. Namazı kılınca ben huzura girer, ihtilaf ettiğiniz hususu sorarım" dedi. Arkadan Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Hacca gelenlere su vermeyi, Mescid-i Haram'ı onarmayı Allah'a ve ahiret gününe inananla, Allah yolunda cihad edenle bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar, Allah zulmeden milleti doğru yola eriştirmez. İnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. işte kurtulanlar onlardır" (Tevbe, 19-20)." { Müslim, İmare 111, (1879). }


Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,