Haber Detayı
13 Temmuz 2019 - Cumartesi 03:20 Bu haber 16 kez okundu
 
İmsak Ve Sahur Vakitleri
 
 
Râmazan İklimi Haberi


İmsak ve sahur vakitlerinin zamanı Kur'an ve Sünnet ile sabittir.. Allahu Teala imsak vaktinin girişini şu âyetle bildirir:

“Fecirde beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırt edilinceye kadar yiyin, için. Sonra orucu geceye kadar tamamlayın.” Bakara:187

Sabah namazının vakti konusunda Rasulullah(sav):

"Sabah namazını tan ışığı (fecri sadık) yayılmaya başladığı zaman kılınız. Çünkü bu vakitte kılmakta daha çok sevap vardır" buyurmuşlardır.
(Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, Ahmed)Tirmizi ve İbni Hibban bu hadis için sahih dediler.

Fıkıhda iki türlü fecir vardır: Fecr-i Kazib & Fecr-i Sadık

Fecr-i Kazib, Yalancı Fecir demektir ki, birinci fecirdir..Gecenin sonuna doğru, doğu tarafta ufuk üzerinde görülen, göğe doğru dikey piramit şeklinde yükselen, etrafı karanlık bir beyazlık, yani karanlığı yırtan donuk, akçıl, ışığımsı, geçici bir beyazlıktır. Bu geçici beyazlıktan sonra yine kısa bir süre karanlık basar. Bu birinci fecrin hiçbir fıkhi ve dini hükmü yoktur. Ne yatsının bitiş vaktidir, ne sabahın giriş vaktidir, ne de imsakla ilgili her hangi bir başlangıç veya bir işarettir. Ancak ve ancak gecenin sona doğru yaklaştığına bir alâmet olabilir. Bunda görüş birliği vardır.

Fecr-i Sadık ise, sabaha karşı doğu ufkunda tan yeri boyunca genişleyerek yayılan dağınık ve enlemesine bir aydınlıktır.... İşte bu ikinci fecir aydınlığı ile beraber yatsı namazının ve teheccüt namazının vakti çıkmış, sabah namazının da vakti girmiş olmaktadır. Aynı zamanda Oruca başlama vakti, yani imsak vakti de bu vakittir. Yani bu ikinci fecirle artık sahur yemeğine son verilir ve oruca başlanır... Oruç yasakları bu ikinci fecrin girmesiyle başlamış olur. Bunda da görüş birliği vardır.

İhtilâf olarak nazara verilen husus, içtihâdî bir mes’eleden başka bir şey değildir. O da şudur: Kimi alimler doğu ufkunda dağınık beyazlığın “doğuşu” ile birlikte ikinci fecrin başladığına kani olmuşlar; ekser âlimler de bu beyazlığın biraz uzayıp, genişleyip, “dağılmaya” başladığı anda ikinci fecrin başladığına kani olmuşlardır. İhtilafa konu olan, yaklaşık on dakikalık bir zaman diliminden ibarettir. Çoğunluk alimler, Kur’an’ın fecri “beyaz ipliğin siyah iplikten seçildiği vakit” olarak tarif etmesi ve Rasulullah(sav)'in de sahuru geciktirmenin daha faziletli olduğunu beyan buyurmasını dikkate alarak, oruç tutanlar lehine, imsakin, ikinci görüşe göre, ufuk beyazlığının biraz uzayıp dağıldığı zaman başladığını söylemişler, bu vakte kadar yenilip içilebileceğine ve teheccüt namazı kılınabileceğine hükmetmişlerdir. Birinci görüşü benimseyen alimlerse, daha ihtiyatlı olduğu gerekçesiyle ikinci fecrin ilk doğuş anına itibar etmişlerdir.

Aradaki on dakikalık vakti “temkin vakti” görerek, temkin vakti girmeden yeme içmenin kesilmesinin ihtiyata daha uygun olacağını düşünenlerle, temkin vaktine gerek duymadan, beyazlığın dağılmaya başladığı vakti tercih edenler arasında, görüldüğü gibi sadece bir içtihat farkı bulunmaktadır. İslam içtihadı teşvik eden bir dindir. Bu görüşlerden birisiyle amel eden bir Müslüman oruç ibadetini eksiksiz yapmış olur ve amelinde herhangi bir noksanlık ve vebal söz konusu olmaz. Aynı şekilde teheccüt namazını da bu vakitlere kadar kılmak mümkündür.

Nitekim yukarıda verdiğimiz Kur’an ayeti, fecrin tam ortaya çıkışına kadar yemeyi ve içmeyi serbest bırakmıştır. Bu, teheccüt namazını da aynı vakitlerde kılabileceğimize işarettir. Dinde aşırılık olmadığı gibi zorlukta yoktur..Ahmed bin Hanbel’e göre, fecir vaktinin girip girmediğinden şüphede kalan kişi, fecrin doğduğundan emin olana kadar yemeye devam edebilir. Diğer yandan, fecir vaktinden önce oruca başlamak hususunda ne Kur’an’da, ne de Sünnette hiçbir delil olmadığı gibi; imsak vaktine 15 dakika kala teheccüt kılınmaz gibi bir hükümde söz konusu değildir. Fecir ve imsak vaktinin başlangıcını tesbit etmek artık çok zor bir iş değildir. Her beldenin imsakiyesi izlenerek doğru olarak çıkarılabilir.

Dünyanın hareketi nazara alınarak güneş'in "zaman/boylam/eylem/tan derecesine bağlı bir fonksiyon elde edilmiş ve bu formüle göre namaz vakitleri hesaplanıyor. İmsak vaktinin hesabı için bu tan denilen şey Diyanet tarafından Ramazan'da 19 derece, diğer vakitlerde 18 derece olarak kabul edilmiştir. Diyanet'in sayfasında 25.08.2010 yılında yayınlanan duyuruda şunlar yazılmıştır.

"Astronomik olarak sabah şafağının başlangıcı, güneşin 18° ufka yaklaşma vakti olarak tespit edilmiştir. Buna astronomik tan denilmektedir. Bu vakitte astronomik olarak sabah şafağı başlamaktadır. Ancak bu şafağın çıplak gözle görülebilmesi, kişinin bulunduğu yere göre farklılık gösterebilir. Işık ve pus yoğunluğunun ve hava kirliliğinin olmadığı çok berrak bir havada ve yüksekçe bir yerden şafağın başlangıcı çok daha erken fark edilebildiği halde ışık ve pus yoğunluğunun ve hava kirliliğinin bulunduğu ortamlarda şafağın başlangıcının fark edilmesi çok daha geç olabilmektedir. Dolayısıyla özellikle günümüzde yerleşim birimlerinin ışık ve pus yoğunluğu dikkate alındığında çıplak gözle yapılacak gözlemlerle sağlıklı sonuçlara varılması oldukça zordur. Astronomik olarak sabah şafağı, güneşin 18° ufka yaklaşması ile başlamakla birlikte bazı İslam ülkeleri ve Müslüman topluluklar daha ihtiyatlı hareket etmek için güneşin 19° ufka yaklaşmasını esas alarak imsak vaktini daha erkene almaktadırlar. Nitekim Mescidi Haram ve Mescidi Nebevi gibi Müslümanlar açısından çok önemli iki merkezde de uygulama buna göredir. Diğer taraftan bu alanın en önemli uzmanlarından biri olan Prof. Fatin Gökmen bu hususta şöyle söylemektedir: ‘…muhtelif yerlerde uzun müddet yapılan rasatlar neticesinde her yerde ve her zamanda şafakı ahmerin gaybubeti güneşin tahtel’ufuk 17 derece inhıtatında ve şafakı abyazın gaybubetiyle imsak vakti olan fecrin tulûu dahi 19 derece inhıtatında vuku bulduğunu tespit eylemişler, sonra gelen rasıtlar dahi bu tespiti tasdik ve teyit ederek 17 ve 19 dereceler üzerinde müttefik kalmışlardır.’Din İşleri Yüksek Kurulu imsak vaktinin başlangıcı olarak biraz daha kolaylık olması açısından bilimsel bir ölçüt olan astronomik tanı yani 18° yi esas almaktadır. Böylece Diyanet İşleri Başkanlığının hesaplarında imsak vakti, 19° yi esas alan takvimlere göre güneşin doğuşuna biraz daha yakın olmaktadır.Yukarıda da ifade edildiği gibi, Diyanet İşleri Başkanlığının hesaplarında esas aldığı 18° astronomik olarak şafağın başlangıcıdır. Bunun çeşitli yerleşim birimlerinde çıplak gözle fark edilmesi daha geç olabilir. Ancak imsak vakti hesapla belirlendiğine göre hesabın çeşitli yerleşim birimlerine göre değişken olmayan ve bilimsel temeli olan bir ölçüte dayanması daha isabetlidir. Bunun için de en uygun kriter, astronomik tanın başlangıcı olan 18° dir. İşte imsaki belirlerken Din İşleri Yüksek Kurulu bu ölçütü esas almıştır."

Diyanetin bahsettiği "Astronomik şafağın başlangıcı Fecr-i Sadık ile aynı şeyler değildir!.. ABD ve İngiltere'nin meşhur deniz obzervatuarları 18 dereceyi özel optik aletleri ile Güneş ışınlarının henüz atmosfere sıçramadığı zaman dilimi olarak tanımlamaktadır. Yani bu vakit, Fecr-i Kazib'ten bile öncesi zamana aittir. Fecr-i Sadik ise Fecr-i Kazib'ten yaklaşık 20 dk. sonra olmaktadır. Hülasa; Araştırmalara ve yapılan hesaplara istinaden orucun, namaz vakti tablolarında gösterilen "imsak" vakitlerine göre tutulması hakikaten temkinden çok öte bir farklılık oluşturmakta, sabah namazınında imsak vaktinden en az 30-40 dk. sonra kılınması gerekmektedir. Ayrıca ikindi namazlarının da tabloda gösterilen vakitten yaklaşık 1 saat kadar sonra kılınmasi lazımdır (ki bu Hanefi mezhebine göre herşeyin gölgesinin iki katına çıktığı vakittir)

Ahmet Tombak

Kaynak: Editör:
 
 
 
Etiketler: İmsak, Ve, Sahur, Vakitleri,
Haber Videosu
Yorumlar
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
Değer verdiklerin arasında Değersiz metalar olmasın, Samiriyi Samiri yapan Metaya verdiği değerdi...!!


HİKMET/HADİS
Said İbnu'l-As (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatü vesselam) buyurdu ki: "Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras bırakamaz." { Tirmizi, Birr 33, (1953). } Yine Tirmizi'de, Cabir İbnu Semure'den gelen bir başka rivayette, Resulullah (aleyhissalatü vesselam) şöyle buyurur: "Kişinin çocuğunu bir kerecik terbiye etmesi, onun için bir Sa' miktarında yiyecek tasadduk etmesinden daha hayırlıdır."


Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,