Haber Detayı
29 Ekim 2016 - Cumartesi 16:11 Bu haber 1176 kez okundu
 
Kadın & İslam 9.Bölüm
 
 
KADIN & AİLE Haberi


Tarih sürecinde kadının yeri ve değeri konusundan başlayarak ele aldığımız yazı dizimiz sürüyor nacizane ve Kadın-ca kararınca ve zaman buldukça inşaAllah.. Bazı bölümlerde, konu dışına çıkmış gibi görünsekte aslen içerimizi Rabbe döküp soluk alıyoruz cümlelerimizdeki bazı vurgularla...Bizleri "beyefendiler ve hanımefendiler" olarak şerefyab eyleyen ve mahlukatın en şereflisi konumuna yükselten Rahmana sığınıyoruz o demlerde sesli tefekkür eyleyerek.. O´na Ram oluyoruz bütün hücrelerimizle ve şükrümüzü zirveye taşıması adına ayetleri yoğunlaştırıyoruz ara demlerde veya bazende makale tarzında yazıyoruz işte böyle... Ama illaki bi şekilde ana temadan uzaklaşmadan aynı konu etrafında dolaşan formatta yazıyoruz,,yazmaya devam ediyoruz adım adımda olsada  yürüyerek.. Ve illaki istikrarla ki bir an dahi unutturmasın karanlıklardan aydınlığa nasıl çıkarıldığımızı Rab teala bizlere...! Unutturmasın bize Rab ! geçmişin derin sularında yüzdükçe ve gördükce boğulanları ve zulümatın dehlizlerinde nefessiz kalanları....Unutturmasın Rab çekilip kurtarılan erkekleri ve  kadınları, nimet üzre nimete gark olunanları,, sonra nankörlüğe saplanıp kalanları...Ve dahi yarasalar gibi aydınlıktan karanlığa gerisin geri tekrar tekrar kaçanları yani inadi firarileri  unutturmasın Rab... Sonu hazin olan nihayetleri, eşrefden savrulup esfele düşenleri..Dahası hatırladıkca, gördükce, idrak eyledikce sunulmuş Rahmani nimetleri; nankörlüğe kesmiş insanlar gibi unutturmasın bize bu nimetler içindeki izzeti ikramları Rabbimiz...

Sonra İzzeti sadece Onun yanında bulmaları...Unutturmasın Kerim Mevla inşaallah......
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Devam edelim duamız akabinde  İslamdan önce kadından.. Evet....Seyir buydu, ve bu seyri alemde;
Eski Çin’de kadının insandan bile sayılmadığı, bir isminin dahi olmadığı, sayı ile çağrıldığı ve ne hazindir ki eşref olarak yaratılan insanın (kadın) “domuz” lakabıyla anıldığına şahit oluyoruz... Kızlar, pis bir hayvanın adı ile anılıyor...Hayatı boyunca bir erkeğin nüfus ve otoritesi altında bulunmak zorunda kadın... Erkeğe kötü davranan kadına yüz sopa ceza verilirken, aynı fiili işleyen erkeğe hiç ceza verilmiyor... Yeni doğan çocuklar erkek ise pahalı kumaşlara, kız ise bez parçalarına sarılıyor... Kız çocuklarını öldüren annelere ceza verilmiyor, kız çocuklarınının ismi yok isim verilmiyor onlara  "bir, iki, üç" diye çağırılıyor kız çocukları... Kadın, erkek çocuk dünyaya getirdiği ölçüde itibar sahibi, Ailede ise kadın söz sahibi asla değil, otorite erkekte yani, ki bununla beraber boşanma hakkıda yine erkeğin....

 

Fars toplumundada yine kadın, kocasına mutlak itaate mecbur tutulmuş....  ve sonra Eski Roma!....ki bu toplumda ise yaygın fuhuş rezaletinin vahim sonuçlar doğurması üzerine din adamları tarafından “iblisin silahı” olarak dışlandığını görüyoruz yine kadının...Evet Kadın bir musibet, bir şer varlık olarak nitelendiriliyor,ve toplumdan uzaklaştırılıyor... Hatta işi daha ileri boyutlara vardırıyor toplumlar zulüm adına, ve bu tarihi seyirde sonra yine bakıyoruz ki,, Fransız tarihinde kadın, “İnsan mıdır, değil midir?” tartışmasıyla çıkıyor karşımıza. ,, Fransız mahkemesince alınan karar aynen şöyle: “İnsandır, evet insandır Kadın fakat,  erkeğe hizmet için yaratılmış bir hizmetçidir!.”  Fransız İhtilâli; insanlığın zilletten kurtuluşunu(!) ilân ederken dahi “kadın, sabi ve mecnun kısıtlıdır,” nassından vazgeçmemiş...
 

Tarihin en değişken akışında bile kadının "itilmiş kimliği"nden sıyrılamayışına şahit olmaksa gerçekten oldukça keder verici... Evet... "insandır,  fakat erkeğe hizmet için yaratılmış bir hizmetçidirde kadın" ... Hakkında öteden beri söylene gelmiş olan aşağılayıcı ibarelerden biridir kadının yalnız ama yalnız erkeğin varlığı uğruna ve sadece erkek için yaratılmış olduğu düşüncesi.....!!! ki İslamsa, asla böyle bir şey söylemiş değildir.! Mevcudatın yaradılışında bundan önceki bölümde insanla ilgili nihai sebebi apaçık belirten Kuran ayetlerini sunmuş,,ve tam bir sarahatle "Yerin, göğün, bulut ve rüzgârın, bitki ve hayvanların,, evet her şeyin kadın ve erkek insan için yaratıldığını belirtmiştik...Bu böyledir arkadaşım evet!!  ancak, kadının salt erkek için yaratıldığını söylememiştir asla kuran.. Bilakis ince bir letafetle lütufkar olan Rabbimiz,, "Kadınla Erkek  BİR BİRİ İÇİN YARATILMIŞTIR" der:
“Kadınlar sizin elbiseniz, örtünüz; siz de onların elbisesi, örtüsüsünüz.” ( Bakara,, 187) der... Ve tamamlar iki cinsi Rab böylece.. Ve yine Vedud olan rabbimiz; birbirlerine sekine oldukları gibi, birbirlerinin tamamlayıcısı olduklarınıda vurgular kadın ve erkeğin..!

 

O halde Erkek ve kadın bir bütünün parçalarıdır. Biri diğeri için vazgeçilmez hayat arkadaşıdır..Dolayısıyla ;Hz. Peygamberin ifadesiyle “Kadın-erkek bütün insanlar, tarak dişleri gibi birbirlerine eşittirler.”(1) ve Allahın Rasulü aynı zamanda ümmetine ve insanlığa; “Kadınların haklarını yerine getirme hususunda Allah'tan korkunuz. Onların hak ve hürriyetlerine tecavüz etmekten sakınınız. Zira siz onları, Allah'ın emaneti olarak aldınız.” (2) diyerek önemli bir hakkaniyetede  dikkat çeker ve bu emanetlere bu anlamdada zulmü yasaklar... Kadın bu manada hizmetçi değil eşinin ancak ama ancak hayat seyrindeki yardımcısı kılınmıştır... Hatta öyleki her işini bir sevinç ve sürurla sırf Allahın rızasını kazanmak amacıyla eşine ve çocuklarına isteyerek kendi rızasıyla hizmet eden mümine hanımlar bu hususta islamın kendilerine ikram eylediği bir serbestlikle serfiraz kılınmışlardır... Yani isterse kadın kocasına yemek bile pisirmek zorunda degildir,,  iradi olarak serbesttir yaparsa vicdanen yapar, yapmak zorunda da degildir...Çünkü nikah akdi, istihdam (kadını hizmetlenme) akdi değildir...!!! Bu sebeple yemek yapmak, evi süpürmek, çamaşır yıkamak gibi dahilî; dükkanda, tarlada çalışmak, hayvanları tımar etmek gibi vs harici işleri yapmaklada sorumlu değildir kadın....Ve hatta kadın, bu çeşit hizmetlerin görülmesi için, masrafı kocası tarafından karşılanmak üzere en az bir hizmetçi tutmak hakkına sahip.... Koca, hanımın yemeğini pişmiş ve hazırlanmış olarak getirmek zorundadır...!Kadın bir kısım ev işlerini yapıyorsa bunu hukukî bir mecburiyet olarak değil,  bir iyilik, hoş bir âdet, örf olarak yapar.... Bu çeşit işleri yapmak istemese kocası onu asla zorlayamaz....(3)  Şayet İslam kadının sadece erkek için ona hizmet için yaratılmış olduğu görüşünü taşısaydı Allah ilgili kanun ve hükümlerinde bunu net bir şekilde mutlaka belirtirdi.


Evet...tekraren; İslam, kadın ve erkeği insan olmak haysiyetiyle birbirinden ayırmamıştır.
Allah indinde her iki cins de aynı kıymettedir. Ancak İslam, kadın ve erkeğin fıtratına göre rollerini belirlemiş, her cinsin kendi rolünü ifa etmesini istemiştir. Ve İslam’ın getirdiği hükümler, tavsiyeler nasıl zamanının en ileri ve güzel hükümleri ise zamanımızda da öyledir.Hiçbir beşeri nizamsa buna asla ulaşamamıştır . Fakat bu bütünlüğü yine fıtrat dahilinde,, dahası meseleyi yaratıcının koyduğu ölçülerle değerlendirip, ilâhî taksimatada razı olmak gerekir ki  lezzet alınsın islamdan.. Böylece o iki yarım-dan oluşan bütünlüğü sağlayabilsin kadın ve erkek...İfrat ve tefrit sınırları içersinde zaruretten dolayı birbirlerinin alanlarına dahil olmalarına izin verilse bile,, yinede vahye göre şekillenmelidir bu yarımlıklar... 
Nasıl bazı erkeklerin,, kadını erkeğin hizmetçisi veya kendisinin sadist duygularını tatmin edecek birisi olarak görmesi yanlışsa, kadınların da yaratılışlarına aykırı olarak ‘erkeğin yaptığını ben de yaparım, giydiğini giyerim, gittiği yere giderim’ diyerek erkekleşmeye çalışmaları da o kadar yanlıştır zira... Kendince kadına fıtratının dışında çeşitli roller biçen medeniyetlerinse(!) kadını ve toplumu ne hale getirdiği ise apacık ortadadır..


Sonuç olarak;
bir hayvan kadar değer görmeyen kadını İslam ayağa kaldırdı yeniden... Düşürüldüğü yerden kaldırarak kendisine vermiş olduğu saygınlık ve itibarla ona insanlık makamını bağışladı....Ortaçağ zihniyetinin taşlaşmış kalp yığınları arasında toprağa gömülen kız çocuğunuda, ve bir meta gibi alınıp satılan kadınıda, ve günümüzün ağızlarından salya akıtan materyalist maddiyatçı patronlarına cariye yapan kadınıda, Fransız devrimiyle yeni bir statiko arayan,, ama aradığını bulamayan kadınıda, yeniden erkeklerin patronlaşmasına ve onların ürettiği şeylerin tüketimi için reklam firmalarının kapılarında sürünen bir paçavra haline getirilen kadınıda, "illaki çalışması lazım, kadın evine hapsolmamalı" diyerek cebren kendine ucuz işçi bulma peşinde olan materyalist patronları zenginleştirmekten öteye geçmeyen kadınıda... Evet!! günümüz kadınınıda,, ÖZÜNDE İslamla yüceltmiş Rahman... Ve “cennet anaların ayakları altındadır” diyerek, kendisine en büyük manevi değeri sunmuştur...Fıtrata yaraşır bir şekilde ikram edilen tevhid dini İslam  onu iyilik ve erdemlerle donatmış sırf Allahın rızasını gaye edinmesi gereken  bir eş bir anne konumuyla zinetlendirmiştir.. Eşinin ve çocuklarının biricik gözbebeği eylemiştir islam...

Ruveyda ÇELİK

 

~~~
(1)( Bilmen, Ömer, Nasuhi, Hukuk-u İslâmiye ve İstilahat-ı Fıkhiye Kamusu,II. 73-74)
(2)(Acluni, Keşfu'l-Hafa, Beyrut, 1351, I.36)
(3)İbrahim Canan, Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, 385-307

Kaynak: Editör:
 
 
 
Etiketler: Kadın, &, İslam, 9.Bölüm,
Haber Videosu
Yorumlar
Diğer Haberler
Cehennemin Öteki Adı
Kadın & İslam 23.Bölüm
Kadın & İslam 22.Bölüm
Kadın & İslam 21.Bölüm
“Yoksa Onlar Cahiliye Hükmünü mü İstiyorlar?"
Kadınların İstihdamı Üzerinden İfsad Edilmek İstenen İslam Toplumları
Kulluk Ve Özgürlüğün Simgesi "Başörtüsü"
İfsad Tuzağındaki Aile Ve Kadın -8-
İfsad Tuzağındaki Aile Ve Kadın -7-
İfsad Tuzağındaki Aile Ve Kadın -6-
İfsad Tuzağındaki Aile Ve Kadın -5-
İfsad Tuzağındaki Aile Ve Kadın -4-
İfsad Tuzağındaki Aile Ve Kadın -3-
İfsad Tuzağındaki Aile Ve Kadın -2-
İfsad Tuzağındaki Aile Ve Kadın -1-
İslam'da Kadın -2-
İslam'da Kadın -1-
Mahremiyet...
Şeytanın Giremeyeceği Evler 21.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 20.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 19.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 18.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 17.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 16.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 15.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 14.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 13.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 12.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 11.Bölüm
Kadın & İslam 20.Bölüm
Kadın & İslam 19.Bölüm
Kadın & İslam 18.Bölüm
Kadın & İslam 17.Bölüm
Kadın & İslam 16.Bölüm
Kadın & İslam 15.Bölüm
Kadın & İslam 14.Bölüm
Kadın & İslam 13.Bölüm
Kadın & İslam 12.Bölüm
Kadın & İslam 11.Bölüm
Kadın & İslam 10.Bölüm
Kadın & İslam 8.Bölüm
Kadın & İslam 7.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 10.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 9.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 8.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 6.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 5.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 4.Bölüm
Kadın & İslam 6.Bölüm
Kadın & İslam 5.Bölüm
Kadın & İslam 4.Bölüm
İslamda Toplum Ve Aile Düzeni 3.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 3.Bölüm
Kadın & İslam 3.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 2.Bölüm
İslamda Toplum Ve Aile Düzeni 2.Bölüm
Kadın & İslam 2.Bölüm
Şeytanın Giremeyeceği Evler 1.Bölüm
Kadın & İslam 1.Bölüm
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
En Çok Okunanlar
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
Hayatın Hayatı İman'ladır..Akletmeyen Aklı Taşıyan Kafa Vücuduna Hammallık Yapmıştır..!


HİKMET/HADİS
Ebi'l-Cevzai rahimehullah anlatıyor: "Hasan İbnu Ali (radıyallahu anhüma)'ye: "Resulullah aleyhissalatü vesselam'dan ne ezberledin?" diye sordum. Şu cevabı verdi: "Aleyhissalatü vesselam'dan: "Sana şüphe veren şeyi terket, emin olduğun şeye ulaşıncaya kadar git. Zira sıdk (doğruluk) kalbin itminanıdır, yalan şüphedir." {Tirmizi, Kıyamet 61, (2520); Nesai, Eşribe 50, (8, 327, 328). }


Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,